Yeni Moda Kültür: Linç

Ecem Nil Günaydın

Herkese birer kırmızı kalem...

Sosyal medya hayatımızda günden güne yer ederken kendi dilini de dilimiz haline getirmeye başladı bile. Her gün neredeyse farklı bir sözcük ile karşımıza çıkan medya, lügatına bir yenisini daha ekleyerek bizi linç kültürü ile tanıştırdı.

Yer yer linç yer yer de iptal kültürü olarak rastladığımız bu kültür neyin nesiymiş bakalım.

Toplumda meydana gelen olumsuz olaylarda adı geçen kişilere, verilen desteğin geri çekilmesi; kişinin tamamen yalnızlaştırılması anlamına geliyor. Linç kültüründeki temel arzu şüphesiz şudur ki; yaptığı yanlış nedeniyle kişiyi yalnızlaştırarak ya da hakaret ederek sosyal medyada cezalandırmaktır. Modern dünyamızın toplumsal alanın dışına atma yöntemi olarak da söyleyebileceğimiz bu kültür, yalnızca bahsi geçen kişiyi değil; bu kişiyle iş birliği halinde olduğu kişileri ve hatta kurumlara da aynı muameleyi uygulamasıdır.

Linç Kültürü en başta saman alevi gibi gözükse de bir insanın hayatında büyük bir yangına sebebiyet verebileceğini unutmamak gerek. İnternette kullandığımız her kelime bir gündemin doğuşu demek olabilir.

· Twitter’da ülke veya dünya gündeminde Trend Topic olması,

· Instagram hikayelerinde ve postlarında paylaşılması,

· TikTok’ta video yoluyla dağıtılması,

· Çeşitli platformlarda ortak hashtagler üzerinden yayılması,

· Facebook üzerinden bireysel veya gruplar halinde konuşulması gibi pek çok sosyal hareket linçin gerçekleşmesinde etkin rol oynar.

Günümüzde bu tarz şeylerin meydana gelmesi keyfi ya da magazinsel olayların dışında toplumsal olayların çerçevesinde de gerçekleşebiliyor. Örneklendirirsek bunlar sırasıyla taciz, hayvana şiddet, kadına şiddet, ırkçılık, doğaya zarar verme vb. gibi durumları da kapsıyor.

Sosyal adalet sistemi gibi değerlendirebileceğimiz bu kültür aynı zamanda keyfi bir linçin bahanesi de olabilir. Madem markan , kişiliğin , görüşün haklara saygı duymuyor, o zaman ben de sana para kazandırmıyorum' demenin kısa hali, linç kültürünü açığa çıkardı. İşin özü reklamın yeni meskeni olan sosyal mecralarda dikkat etmesi gereken sadece kişiler değil...

Sosyal medyada bulunduğumuz konum, bir yerde ne yazık ki statümüzü de oluşturuyor. Bu tarz kültürlerin oluşmasıyla da var olan statümüz tek kalemde silinip atılabilir. Bu denli kolay mı zor mu bilmiyoruz fakat sosyal mecra lügatlarında filtreleme yok …

İfşa edilen kişi ya da markalar milyonların önünde temize çıkarılsa da sosyal medyada oluşturulan kötü imaj bir anda kaybolmuyor ve olan internette yaşamaya devam ediyor.

Kimileri linç kültürünü sosyal bir adalet yöntemi olarak düşünürken kimi kesim de buna maruz kalan kitleyi savunuyor. Peki ya sizce oluşturulan sosyal adalet yöntemi herkesin elinde kırmızı bir kalem mi olmalıydı?

168 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör