Doğruluk mu Cesaret mi, yoksa Genuinfluencer mı?

Ecem Nil Günaydın

Influencer deyince aklımızda aşağı yukarı belli modeller ve profiller canlanıyor diyebiliriz. Kendi platformu içerisinde çeşitli tavsiyeler veren, ürün tanıtımı yapan kısacası sanal dostlarımıza ilham olan profiller…

Bu profiller gün geçtikçe sayısını katlamaya devam ederken bazı tartışma ortamlarını da beraberinde getirdi. Bunların başını tabii ki macro ve micro influencerlara duyulan güven sorunu çekiyor…


Acaba doğru mu, doğruysa ne kadar doğru, sadece bir reklamdan mı ibaret diye diye listemiz uzayıp gidiyor. Bu soru işaretleri artarken aileye yeni bir model daha katıldı; Genuinfluencer’lar.

Bu güzel profillerin iddiası ise isminde saklı. Genuine gerçek ve hakiki demek. influencer kelimelerinin birleşiminden oluşan ve influencer marketing dünyasındaki dezenformasyon, güven ve çeşitli gerçeklik sorunlarına çözüm olarak görülen bu kitleyi temsil ediyor.

Peki doğruluk mu cesaret mi?

Genuinfluncer kavramı, ilk defa karşımıza WGSN tarafından 2021 trendleri arasında duyuruluyor, aynı dönem içerisinde J. Walter Thompson’ın Future 100 raporunda da kendisine yer edinmişti, aynı zamanda Teknoloji altyapılı influencer marketing ajansı CreatorDen’in CEO’su Merve Deşen, bu durumun iki itici gücü olduğuna vurgu yapıyor; “İlki Z jenerasyonunun özgünlük, dürüstlük, eşitlik, adalet ve özgürlük gibi kavramları her şeyin üstünde tutması ve elbette tercih ettiği markaları da takip ettikleri influencer’ları da buna göre belirlemesi. Dolayısıyla bu tüketici grubunu etkilemeye çalışan markalar da genuinfluencer’larla yan yana görünmeyi önemsiyor.” Diğer bir itici güç ise pandemi sonrasında aramıza katılıyor. Toplumlun genel bir kesimi artık junk içerikler yerine daha kaliteli, bilgilendirici, uzmanlar tarafından onaylanan içeriklere yöneliyor. Tabii bununla beraber internet ünlülerinin tavsiyeleri de out oluyorJ The Guardian Moda Editörü Priya Elan’da, geçtiğimiz Ağustos’ta kaleme aldığı makalede, The Influencer Marketing Factory Kurucu Ortağı Alessandro Bogliari de bu değişimin motivasyonunu “samimiyet”te arıyor; “İnsanlar malikanelerinde oturup ‘Bu işte hepimiz biriz’ diyen ünlüleri görmek yerine gerçekten aynı zor süreçlerden geçen insanları görmek istiyorlar.” diyor.

Kardashian influencer’lığı dışarı !

Bir ürünün reklamını yapmanın ötesinde, bu ‘gerçek etki’yi arayan markalar, artık tüketiciye daha yakından dokunmak ve yaptıkları sohbetin bir parçası olmak için nihayet genuinfluencer’larla iş birliği kurmaya başladı. Özellikle micro influencer segmentinde genuinfluencer’ların oldukça yoğun olduğunu biliyoruz. Ortak bir ilgi alanına sahip ya da oluşturdukları gruplarla bir aile gibi samimi ve güvenilir bir ilişki oluşturuyorlar. Geniş bir izleyici kitlesi edinmek yerine kendileri için gerçekten önemli olan konuları merkezlerine/güncellerine alıyorlar. Bu güvenin oluştuğunu gören birçok marka koşa koşa kapılarını çalsa da sadece ilgi alanlarına giren markalarla iş birliği sağlıyorlar. Yani şimdilik diyelim.

L’Oréal’in markasının iş birliği için çalıştığı ilk transseksüel model olan Munroe Bergdorf, aktivist kimliğiyle tanınan genuinfluncer’lardan biri olarak biliniyor. Hatta Bergdorf, İngiliz İşçi Partisi’nin LGBT danışmanı olarak da faaliyet göstermişti, İngiltere’nin Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nde de yer aldı. Yani devir, takipçi sayısından ya da popülerliğinden ziyade içeriğin vermek istediği mesaja eğilme ve yaratılan değere dikkat çekme devri. Umarım markalarda dijitalleşen devrin hakiki yüzüyle yüzleşebilir. Çünkü sanal dostlarımız artık mükemmeli değil doğal olanı arıyor.



183 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör